Yol arkadaşım

Hemen her gün arıyor beni. Konuşuyoruz uzun uzun. Çok gülüyoruz, çok eğleniyoruz telefonda. Mütemadiyen konuşuyoruz ama en çok da eski okul günlerinden.

– ‘Hatırlar mısın’ diye başlıyor sohbet çoğu kez;

Hani şu sınıfın en arkasındaki sırada oturan, kara kuru kız vardı ya. Hani şu uzun boylu olan…

– ‘Ha tamam, hatırladım.’

– ‘İşte o…’

Sonra;

– ‘Müdür okulda çekirdek yemeyi yasaklamıştı hani. Biz de…’ diye devam ediyor.

Kara kuru kızın, yasakçı müdürün maceraları anlatıla anlatıla bitirilemiyor, anlattıkça yeni bir macera hatırlanıyor.

Başka bir gün;

– ‘Şu edebiyatçı vardı ya, hani sana takmıştı adam.’

– ‘Evet ya ne kâbustu o. Adam resmen takmıştı bana…’ diye başlıyor muhabbet anlatılıyor, anlatılıyor; tabir-i caizse öğretmenin ortaya dökülmedik kirli çamaşırı kalmıyor, yine de sohbet bitmiyor, bitemiyor.

Her gün yeni bir konu, her gün yeni bir muhabbet. Mütemadiyen konuşuyoruz biz. Tahlil etmediğimiz öğretmen, tahlil etmediğimiz olay kalmıyor.

Bir dinleyen olsa bizi, en iyi psikolog, en iyi sosyolog ödülüne layık görülürüz vesselam.

Konuşmadığımız gün eksik hissediyorum kendimi. Boşlukta gibi, dokunsalar düşecek gibi olur ya insan. İşte öyle.

İkimiz de hiç şaşırmıyoruz buna. Hislerimiz aynı. Liseden sonra görüşemediğimiz yıllar girdi araya ama hiç ayrılmamış gibiyiz. Her seferinde cuma günü okul çıkışı vedalaşıp, pazartesi günü, günaydın der gibiyiz birbirimize. Sanki zaman hiç akmamış. Sanki biz hiç büyümemişiz, evlenmemişiz. Ayrı şehirlerde, ayrı ayrı hayatlar yaşamamışız.

Sanki saklı anlarda hep yan yana oturmuşuz eski sıramızda. Beraber gidip gelmişiz okulumuza.

En son görüşmemizde bunlardan bahsettik yine uzun uzun.

– ‘Sahi dedim biz hiç ayrılmamış gibiyiz aradan geçen onca yıla rağmen. İlk telefonda kaldığımız yerden devam edebildik arkadaşlığımıza. Niye ara verdik ki, niye daha önce bulmadık sanki birbirimizi.’

Eskisi gibi muzipçe güldü arkadaşım:

– ‘Şekerim’ dedi. ‘Biz ara vermeseydik, bu dostluğa, inan kimseyle evlenemezdik vakit bulup da. Evde kalırdık, maazallah, bu kadar malzeme de biriktiremezdik. Söyleyeyim ben sana.’

Dedim ya, çok gülüyoruz, çok eğleniyoruz telefonda biz.

Yorum Yazın