Yunus’u Neden Doğru Anlamıyoruz?

Yunus'u Neden Doğru Anlamıyoruz? - Emre Bağce

Yunus Emre’nin sıklıkla müracaat edilen şiirlerinden biri “Sözü bilen kişinin yüzünü ağ ede bir söz” dizesiyle başlar.

Bu şiiri okuyan, dinleyen herkes kendine göre ilham alır; kendi hissesine düşen pay nispetince Yunus’un dünyasına seyahat eder. Yunus “bencileyin” der, fakat her birimiz kendimizce, etrafımıza bu şiir vasıtasıyla öğüt verir, yol gösteririz.

Toplumun Yunus’a ilgi göstermesi, şiirlerini ezberlemesi, okuması elbette takdire şayan. Fakat şiirlerinin manası üzerinde düşünmeden ezbere okunması, hatta birçok vakit popüler kaygılarla kitleleri etkileme gayesi güden bir araca dönüşmesi düşündürücüdür.

Söz ola” şiiri anlam kaybına uğramış, malul edilmiş bir şiirdir. Ne vakit, nasıl başladığı meçhul bir yanlış anlama şiirin manasını ve biçemini/üslubunu bozmuştur.

Neden bahsediyoruz? Sorunun cevabına dair en makul ve kestirme yol şiirin orijinalini okumaktan geçiyor. Yedi beyitten meydana gelen şiirin aslı şöyle.

          Keleci bilen kişinün yüzini ag ide bir söz
          Sözi bişürüp diyenün işini sag ide bir söz

          Söz ola kese savaşı söz ola bitüre başı
          Söz ola agulu aşı balıla yag ide bir söz

          Kelecilerün bişürgil yaramazunı şeşürgil
          Sözün usıla düşürgil dimegil çag ide bir söz

          Gel ahî iy şehriyâri sözümüzi dinle bâri
          Hezâr gevher ü dînârı kara toprag ide bir söz

          Kişi bile söz demini dimeye sözün kemini
          Bu cihân Cehennemini sekiz uçmag ide bir söz

          Yüri yüri yolunıla gâfil olma bilünile
          Key sakın key dilünile cânına dâg ide bir söz

          Yûnus imdi söz yatından söyle sözi gâyetinden
          Key sakın o şeh katından seni ırag ide bir söz

İnsan ham ve saf bir varlık olarak dünyaya gözlerini açıyor; düşe kalka feleğin nice çemberinden geçiyor. Yaşadığı müddetçe kimisi yetkinleşmeye, olgunlaşmaya çalışıyor, kimisi de hata ve noksanlıkları ağırlığınca bir ömür sürüyor.

“Çok bilen çok yanılır” der atalar, nice hikmetli sözlerinden birinde. İnsan zihni kimi zaman tembellikten, kimi zaman aşırı güvenden, kimi zaman cehaletten, kimi zaman bilgiçlik veya işgüzarlıktan olsa gerek eksik iş yapmaya meyyaldir. En iyi bildiğini sandığı yerde en fazla yanlış yapar. Bu şiiri anlama ve yorumlamada olduğu gibi.

İnsanlar bu şiiri duyduğunda, zihinlerinde hangi dizesi yankılanıyor olabilir? Şiirin popüler olarak kullanıldığı yerlerde bunun izini sürmek mümkün. Söz gelimi internette “Söz ola” diye kısa bir arama yaptığımızda binlerce sayfa çıkıyor. Birçok yerde, aralarında hatiplerin bolca bulunduğu birçok kimse tarafından o kadar gelişigüzel, harcıâlem kullanılmış ki şiir, buna da şahit oluyoruz. Aşağıdaki örnekte olduğu gibi, eğitime dair bir test sorusunda da karşılaşabiliyoruz.

          “Söz ola bitire savaşı, söz ola kestire başı
          Söz ola zehirli aşı, bal ile yağ ede bir söz…

          Yunus Emre’nin bu şiirini aşağıdaki atasözlerinden hangisi ile bağdaştırabiliriz?”

Seçeneklere geçtiğimizde, muhtemelen soruyu doğru kabul etmiş olacağız. Onun için bizim meramımızın anlaşılması bakımından bu kadarını yeterli görüp duralım. Yunus’a aitmiş gibi verilen beyti yazının başında okuduğumuz Yunus’un şiirinin ikinci beyti ile karşılaştırdığımızda mesele aydınlanmaya başlıyor.

          “Söz ola kese savaşı söz ola bitüre başı
           Söz ola agulu aşı balıla yag ide bir söz”

Yunusa mal edilen beytin ikinci dizesinde bir sorun görünmüyor, fakat ilk dizenin manası ve söz dizimi hayli karışmış halde. Yunus’un “Söz ola kese savaşı” ifadesi “Söz ola bitire savaşı” şekline dönüştürülmüş. “Söz ola bitüre başı” şeklindeki ifadesi ise “Söz ola kestire başı” şeklinde anlamından ve bağlamından kopartılmıştır.

Çoğu yerde bu dize ya “Söz ola bitire savaşı, söz ola kestire başı” veya “Söz ola kese savaşı söz ola bitire başı” şeklinde tekrarlanıp duruyor. Bu ise adeta şiir kadar insanların da nasıl bir anlam kaybı veya karmaşası içine düştüğünü gösteriyor.

Sorun nedir?

Eski Türkçedeki “bitürmek” ve “baş” kelimelerinin farklı anlamlarının olabileceği dikkatlerden kaçtığı için zihnimiz günümüz Türkçesine göre gelişigüzel çağrışımda bulunuyor; böylece dizeye Yunus’un ifade ettiğinin çok dışında bir mana yükleniyor.

Kelimelerin eski Türkçe’deki anlamları şöyle:

Baş: Yasa,

Bitürmek: Meydana getirmek, yetiştirmek anlamına gelmektedir. Bir bakıma toprağa ekilen bir tohumu, filizi büyütmekyeşertmek kastediliyor.

Bu şiir kapsamında düşünüldüğünde, “bitürmek” kelimesini anlam bakımından kurmak, yapmak, inşa etmek, üretmek, hazırlamak, işlemek, oluşturmak, düzenlemek, diriltmek, ihya etmek, belirtmek, (dile) getirmek, ilan etmek kelimeleri belirli düzeyde karşılayabilir. Fakat “bitürmek” kelimesinin günümüz Türkçesindeki bitirmek,  sona erdirmek, sonlandırmak anlamında kullanılmadığı aşikâr. (Ki, bu bakımdan sin kelimesinden türeyen son kelimesi ile bitürmek kelimesinin bütünüyle zıt olduğunu da not etmek gerekir.)

Yunus’un bu dizesinin yaygın olarak yanlış yorumlanması üzerinde ciddi ciddi düşünmek gerekir. Bana öyle görünüyor ki, bu yanlışlığın temel nedenlerinden biri, Yunus’un zihin dünyası ile bu çağda yaşayanların zihin dünyası arasında ciddi bir uçurum bulunması. Belki bundan dolayı, Yunus’un adalet çarkını çevirecek “hukuk”u, “yasa”yı “meydana getirme”, “kurma”, “yeşertme” çağrısını bizler “baş kesmek” olarak algılıyoruz. Öyle görünüyor ki, bugünün insanları olarak kendimizi yeterince bilip, tanımakta hayli sorunlarımız var gibi. Yine Yunus’un bir başka şiirinde dediği gibi;

          Âlim okur tutmaz, derviş yolun gözetmez
          Bu halk öğüt işitmez, ne sarp zaman olısar
          …

Sonuçta “Söz ola kese savaşı söz ola bitire başı” veya “Söz ola bitire savaşı, söz ola kestire başı” yerine “Söz ola kese savaşı söz ola yeşerte yasayı” diye okumak şimdilik bana daha uygun görünüyor. Sekizli hece ölçüsüne uyacak şekilde Yunus’un meramını daha özlü ve güzel ifade edeceklere elbette bütün içtenliğimizle teşekkür ederiz.

Şimdilik “bitürmek başı”  için “yasayı yeşertmek” diyelim ve eski Türkçesini verdiğimiz şiirin tümünü günümüz Türkçesi ile okuyalım. Tabii Yunus’un “Okumaktan mana ne?” uyarısını hatırda tutarak.

          Sözü bilen kişinin, yüzünü ağ ede bir söz
          Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz,

          Söz ola kese savaşı, söz ola yeşerte yasayı,
          Söz ola ağulu aşı, yağ ile bal ede bir söz,

          Sözlerini olgunlaştır, yaramazını ayrıştır
          Tart sözünü akıl ile, söyleme mevsimsiz bir söz,

          Gel ey kardeş, ey dost sözümü dinle bari
          Binlerce mücevheri, altını kara toprağa çevirir bir söz,

          Kişi bile söz demini, demeye sözün kemini
          Bu cihan cehennemini, sekiz cennet ede bir söz,

          Yürü yürü yolun ile, gâfil olma bilgin ile
          Aman sakın dilinden, yük olur canına bir söz.

          Yunus şimdi söz yatından, söyle sözü gayetinden
          Pek sakın o şah katından, seni ırak ede bir söz.

 

Not: Şiirin aslı ve iki kelimenin anlamı için bkz., Yûnus Emre Dîvânı, Haz. Mustafa Tatcı, Kültür ve Turizm Bakanlığı yay. s. 81, 349, 353. 

Yunus’u neden doğru anlamıyoruz?
Emre Bağce

Yorum Yazın