Albert Camus ve Yabancı Eseri

Albert Camus ve Yabancı Eseri - Dursun Akyüz

Albert Camus yabancı eserinde bir insanın başından geçenleri yüzeysel olarak anlatır. Ancak roman derinlemesine incelendiği zaman romanın kahramanı Meursault’ün hayat karşısında çaresizliği ve hayatı anlamlandırma arayışı içinde karşılaştığı kimlik problemi okuyucuların dikkatini çeker. Sosyal bir varlık olan insan, toplumsal boyutta ” kim ” olduğunu bilmemesinden kaynaklı bir yabancılaşma yaşar. İnsanı derin bir yalnızlığa iten bu paradoks insanı toplumdan ötekileştirerek bireyin topluma, kendine ve hatta dine yabancılaşmasına neden olur. İnsanın modernleşen hayatın beraberinde getirdiği ruhsal problemlere dini çözümler bulamaması, metafizik boyutta kişiyi bunalıma götürür.

Bunalım (depresyon) kişiyi kimlik zayıflığına sürüklediği gibi toplumsal değerlerden de uzaklaşmasına neden olur. Bu uzaklaşma kişinin şizofrenik bir parçalanmaya sürüklenmesi anlamına gelir. Modernleşen zamanın beraberinde getirdiği kimliksiz bireyler, paramparça olmuş insanların sebebi ve sonucudur. Kişinin topluma olan yabancılaşmasının altında hayatın absürd (saçma) olduğu felsefesi yatar. Yabancı adlı eserde bu felsefe ile karşılaşırız. Depresyon, dini çıkmazlar, kimlik karmaşası ve kişinin hayata ve kendine kayıtsız kalması. Romanın kahramanı Meursault’nün sosyal boyutta yabancılaşması romanda gözler önüne serilir. ” Yabancı” odaklı bir bakış açısı ile hayat ve ölüm unsurları romanda gözükür. Modern hayattaki modern insanın kimlik kargaşası “Yabancı” adlı eserde usta yazar Albert Camus tarafından ele alınır.

Yabancı eseri 1942 yılında Albert Camus tarafından yayınlanan ve kendisine Nobel edebiyat ödülünü kazandıran yapıttır. Roman hayatın anlamsızlığı üzerine bir başyapıttır. Birey hayata karşı direnmeyen ve hayatın anlamsızlığı karşısında durur.

Kimlik Olgusu

İnsan, topumun kendisine direttiği normları benliğinde eriterek yeni bir kimlik kazanır. İnsanın kimlik kavramı temelinde toplumun içsel birikimi çok önemli bir yer teşkil eder. Kimliğimiz toplum içindeki profilimizdir. Toplum içinde kimlik sahibi olmak isteyen insan, bireyselleşme sürecinde toplumun içinde bir yere sahip olmak ister. Bireyselleşme, kendini yetiştirme ve kendini yetiştirdiği alanda topluma bir değer katabilmektir. Ancak modernleşme ile birlikte birey, toplumun belli alanlarında kendisi hakkında karar vermesi gerekir. Buda beraberinde kişiye ” kimlik ” algısında bazı sorumluklar yükler. Modernleşme ile birlikte kişinin bu ekstra sorumluluğu onun kimlik oluşumu için bir engeldir. Birey, kimlik üretme çabasında başarısızlıkla karşılaştığı zaman bireyin kendine yabancılaşması da başlar. Modernleşmenin tetiklediği bu psikolojik hareketler Yabancı eserinde de gözler önüne serilir.

87 Görüntüleme

Yorum Yazın