Albert Camus ve Yabancı Eseri

Pişmanlık hissetmeyen Meursault, yabancılaşmanın sonucu olan trajediyi dile getirir: “ Ölmüşse artık beni hiç ilgilendirmezdi. Ölümümden sonra insanların artık benimle hiçbir alışverişi kalmıyordu.”

Meursault ölümün sıradan bir olay olduğunu düşünür. Bu durum insanın ölüm karşısındaki çaresiz olduğunu ifade eder. Meursault’ya göre, Ölüm doğum karşısında bize verilen bir borçtur. Meursault ölüm karşısında kayıtsızdır. Kayıtsızlık insan çaresizliğinin bir ifadesidir.

Meursault sahilde bir Arap’ı öldürmüş ve mahkemede kendisine neden Arap’ı öldürdüğü sorusuna ‘Buna sıcak neden oldu’ diye karşılık verdim.” diye cevap vermişti. Halbuki kendisine bıçak çeken Arap’ı kendisini savunmak için öldürdüğünü söyleyebilirdi. Savcıya söylediği bu cümle aslında cinayeti kasıtlı işlemediği anlamına gelir. Çünkü hiç bir plan yapmamıştır ve cinayeti saçma sapan bir nedenden dolayı işlemiştir. Hatta Arap’a öldükten sonra bile 4 el daha ateş etmiştir. Yaşanan bu saçma olay Albert Camus’ün absürd felsefesinden kaynaklanır.

Artık Meursault hayatının kalan zamanlarını hapiste geçirecektir. Ölümü hapishanede bekleyecektir. Artık ölümü bekleyen Meursault hayata dair tüm ümitlerinden vazgeçer. Ona göre insan ölüme boyun eğer. Bir insanın yirmisinde yada sekseninde ölmesi arasında hiç bir fark yoktur.

Albert Camus , eserlerini absürd kavramı üzerine kurar. Camus’ye göre, insanın mutlak kaderinin ölüm olduğu dünya yaşamı saçmadır ve bu saçmalık gerçeği karşısında insan özgür bir ruh haliyle yaşamalıdır. Ölüm hayatı saçma haline getirebilir ancak kişinin kendi seçtiği yol ve kader saçma olmayabilir. Tüm bu anlayışlar Meursault’nün ölümü seçmesini ve ölümden kaçamayacağını düşünmesini açıklar.

“Sanki bütün yaşamımda, kendimi haklı çıkarmak için bu dakikayı şu şafak vaktini beklemiştim. Hiç, hiçbir şeyin önemi yoktu ve bunun niçin böyle olduğunu biliyordum.”

Meursault’ya idam cezası verilmiştir. İdam cezasının nedeni işlediği cinayet değildi aslında. Mahkeme heyeti, her ne kadar Meursault kendimi savundum demese de cinayetin nefsi müdafaa için işlendiğini biliyordu. İdam kararının bilinmeyen nedeni annesinin cenazesinde ve sonrasında yaptıklarıydı. Bu durum karşısında Meursault‘nün avukatı mahkeme heyetine şu soruyu sorar: “Bu adamı anasını gömdü diye mi, yoksa bir adamı öldürdü diye mi suçluyoruz? Anlayalım!” Saçmalık felsefesi romanda ” suç ” kavramı üzerinden el alınır. Yazar bunu bilinçli olarak yapar çünkü hayatın saçma olduğu bir dünyada neyin doğru ve neyin suç olduğunu sorgular.

“Çünkü, başkan, bana tuhaf gelen bir biçimde, Fransız ulusu adına, bir meydanlıkta başımın kesileceğini söyleyiverdi”

Meursault, toplumun kültürel değerlerine aykırı hareket etmesini hayatıyla ödeyecektir. Kahramanımızın toplum normlarına yabancı oluşu roman isminin ” Yabancı ” olmasıyla birebir örtüşür.

181 Görüntüleme

Yorum Yazın