Bir fotoğraf bir yorum: Hürriyet

Tek parti döneminde Bursa’daki bir yerel gazetede şu fıkra çıkar:

Adam gazete bayiine gitti. “Bana bir Hürriyet verir misiniz?” diye sordu.

Bayi “Yok!” dedi.

Adam, “O zaman Hayat alayım!” diye ricada bulundu.

Bunun üzerine bayi şu cevabı verdi: “Hürriyet’in olmadığı yerde hayat mı olurmuş!”

Bu kinayeli fıkra yayınlandıktan bir gün sonra gazete bir haftalığına kapatılır…

Hürriyet, uğruna çile çekilecek, hapis yatılacak, savaşılacak hatta ölünecek kadar anlam yüklü, ulvi bir kelime.

Oysa bizde sokağa çıksanız, vatandaşa “Hürriyet nedir?” diye sorsanız herhalde kahir ekseriyeti, “yazılı basınının amiral gemisi” olan meşhur gazeteyi söyleyecektir.

Bu kadar hayatımıza işlemiş girmiş olan Hürriyet’in, Basın Ekpres yolu üzerindeki binası ve arsası geçen yıl 125.5 milyon dolara satılmıştı. Araziyi satın alan firma, yıkıp yerine ‘rezidans’ yapmak üzere binaya ilk kazmayı geçen ay vurdu. Türk basınının Babıali’den plaza medyasına geçişinin önemli bir sembolü olan binanın yerinde bu sıralar bir moloz yığını yükseliyor…

 

Bu fotoğrafı çekerken çok düşündüm. Kepçenin vurup toz bulutuna dönüştüğü o duvarlar,  o kolonlar; yazarların boy boy fotoğraf çektirdiği o bahçe, o meşhur kameriyenin dili olsa da konuşsa…

Altına imza atılan gazetecilik başarılarını, bir döneme damgasını vuran meşhur manşetleri… Ve medya üzerinden demokrasiye “balans ayarı” çekilen o yıllardaki kirli pazarlıkları anlatsa…

Anlatsa da oturup o yılları gelip geçmemiş, delip geçmemiş ve hiç yaşamamışız gibi dinlesek…

 

Yorum Yazın