Birey ve plastik kimlik

“Bireyin Yapısal Bütünlüğü ve Kimliksizleştirme Bağlamında -Michael Jackson-  Kimliğinin Analizi”

İnsanoğlu ontolojik yapısını ilk sorgulamaya başladığından beri, bilgi birikiminin, bilincinin ve kimliğinin, içerisinde bulunduğu toplum tarafından inşa edildiği gerçeği ile karşılaşmıştır. Bu bağlamda Erich Fromm, “Toplumun Birey Üzerindeki Etkisi” isimli makalesinde bir topluluğu oluşturan insanların psikolojik yapılarını ikiye ayırmakta. İlki bireylerin kendilerine özgü bir oluşumla kişilik yapılarını biçimlendiren özelliklerin tümü olarak bireysel psikoloji, ikincisi bireylerin içerisinde bulunduğu grubun ortak paydaları üzerine şekillenen toplumsal psikolojidir.

Bireyin toplumsal psikolojisi, onun toplumsal kişiliğini belirlemektedir. Toplumsal kişilik bir grubun ortak temel deneyimleri ile, ortak yaşam biçiminin sonucu olarak o grup üyelerinin çoğunda gelişen kişilik yapısının temel çekirdeğidir. Fromm toplumsal kişilik kavramının toplumsal süreci anlamada bir anahtar ve düşüncenin kişiliğin bir parçası olduğunu belirtir. Ancak Fromm düşünceyi asla zihinsel bir harekete bağlamaz. Ona göre sevgi, adalet, eşitlik özveri gibi tekil kavramlarda olduğu gibi her bir kuramsal dizgi, hatta her bir öğreti için de ayrı bir düşünsel ve duygusal kalıp vardır. Bu kalıbın kökleri bireyin kişilik yapısında mevcuttur.

Örneğin modernite felsefesiyle yaşayan insan için çalışmak çok önemlidir, ancak kırsal yerlerde çiftçilik yapan bir insan için şehirlerdeki koşturmaca çok anlamsız gelmektedir. Bu farklı bakış açıları veya Hegel’in “dünya görüşü” ( Weltanschaung) şeklinde isimlendirdiği kuramı bireyin algılama mekanizmasının tamamen toplumsal ve tarihsel süreçlere, bu süreçlerin birey üzerinde yarattığı deneyimlere bağlı olduğunu göstermektedir. Aslında Hegel “dünya görüşü” kuramında, insanın aklının insanın içinde bulunduğu tarihsel şartları anlamasını sınırlandırdığını, insanın kendi durumunu ancak o andaki görüş imkanlarının sınırları içerisinde değerlendirebildiğini savunur.(Mardin, Şerif. İdeoloji. İletişim Yayınları. 1992) Ancak burada önemli olan insanın tarihsel süreci olduğu gibi her açıdan algılaması değil, toplumsal kişiliğinin, tarihsel şartlardan çıkarılan öğretiler ve bilgilerden ihtiyacı olduğu kadar faydalanabilmesidir. Bu ihtiyaç kişinin içerisinde olduğu sosyo – psikolojik şartlar altında belirlenir. Örneğin birey içinde bulunduğu zaman ve toplum gereği devamlı bir zihinsel uyuşturulma içerisinde ise, onun tarihsel sonuçlardan çıkartacağı fayda yine zihinsel uyuşmanın pekiştirilmesi ile ilgili olacaktır.

266 Görüntüleme

Yorum Yazın