Divânü’l-Mezâlim’den Kamu Denetçiliği’ne

Her demokratik siyasal sistem uygulandığı toplumun problemlerini çözmeyi ve sosyal değişimi sağlamayı amaçlayarak bu hedefe dönük kurum ve cihazlarla donatılmaktadır. Kamu yönetimi aygıtı birarada çalışan ve çok parçalı bir bütün oluşturan siyasal sistemin karmaşık bir alt sistemidir. Bilgiyi akılcı ve etkin kullanan toplumların bu yapıyı daha iyi işlettikleri, dolayısıyla bu toplumların daha iyi yönetildikleri ve bilgi toplumu sürecini yaşamakta oldukları görülmektedir. O sebepledir ki kamu yönetiminde yeniden yapılanma, yönetimi geliştirme ve kamu hizmetlerini optimize etme çabaları özellikle 80’li yıllardan itibaren, önce İngiltere ve ABD gibi gelişmiş ülkelerde hükümetler tarafından yürürlüğe konulan reform programları ile başlamıştır.

Yeni dönem kamu yönetiminin demokratikleştirilmesinde bütün demokratik sistemler bakımından sonuçlanmış iki pratik gelişme saptanabilir; bunlardan biri hukuk alanında özellikle bilgi ve belgelere serbestçe ulaşma olanakları sağlanarak bilgi edinme hakkının geliştirilmesidir. Diğeri de yönetim aygıtının yerinden yönetimleştirme (desantralizasyon) politikasının uygulanması yoluyla yönetsel ve siyasal düzeyde çevre ile yakınlaştırılmasıdır. Böylece, hizmet sunumu vatandaşa en yakın yerde ve doğrudan gerçekleştirilerek hizmetin tüketiminde yer alan tüm paydaşların geri bildirimine olanak sağlanmıştır.

Bilindiği üzere, merkez teşkilatın iskeletini oluşturan ‘bürokrasi’, siyasi partiler ve hükümet liderleri için siyasi destek karşılığı kamu görevine yerleştirme ödülünün sağlandığı bir kaynak olabilmektedir. Ancak bu tür  yönetsel sorunların ve kayırmacılığın ürettiği yozlaşmanın giderilmesinde yeni kamu yönetiminin ilkeleri önemli ölçüde engelleyici bariyerler getirmektedir.

Günümüzde ‘yönetimin yeniden yapılandırılması’ amaçlı gerçekleştirilen dönüşümler kamuda optimizasyonun sağlanması için ekonomik nitelikli göstergelerle ölçülen ‘verimlilik’ ve ‘rasyonelite’ kavramları  yanında, siyasi nitelikli ‘yönetimde açıklık’ ve ‘etkin katılımın sağlanması’ ilkeleri ile bir arada uygulanarak çok boyutlu değişimleri kapsayan bir nitelik kazanmıştır.

Gelişmiş ülkelerde kamu bilgisi paylaşıma açık ulusal kaynak olarak değerlendirilerek, bu bilgilere kolayca ve bedelsiz ulaşma hakkı temel yurttaşlık hakkı olarak benimsenmiştir. Bu çerçevede oluşan e-devlet uygulaması, bilgi ve iletişim teknolojilerine duyulan ihtiyacın karşılanmasının bir sonucu olarak gerçekleşmektedir. Bu hakkın kullanımını kolaylaştırmak bakımından, elektronik devlet uygulaması geleneksel devlet yapısının içerisinde ve üzerinde inşaa edilen iş görme araç ve yöntemlerinin elektronik ortama taşınması ile geleneksel devletin dönüştürülmesine de ivme katmıştır. E-devlet, yönetim anlayışında dönüşüme yol açarak kamu hizmetlerinin biçimini değiştirmiştir. Kamu hizmetlerinde verimlilik artışı yanında daha etkili ve hızlı hizmet sunumu sağlanmıştır. Ayrıca demokrasinin yerleşmesine katkı yaparak yönetimin saydamlaşması büyük ölçüde gerçekleşmiştir. Siyaset-yönetim ilişkileri ile kamusal sorumluluk ve denetim anlayışının yeniden düzenlenmesi kolaylaşmıştır. Bu bakımdan, kamu yöneticileri; sadece siyasi liderliğe (Bakana) ya da üstlerine (amirlerine) değil, hizmet standartlarına, kalite ölçülerine ve müşteri memnuniyetine önem vererek vatandaşlara karşı da sorumlu ve hesap verebilir bir konuma gelmişlerdir. Anılan süreçle yönetimin yeniden yapılandırılması, kamu sektörünün küçültülmesi, devletin minimize edilmesi, kamu işletmeciliği, sivil toplumun yeniden keşfi, yerinden yönetim ve yönetişim uygulamaları yaygınlık kazanmıştır.

436 Görüntüleme

Yorum Yazın