Dünyada yüksek bina yarışı

Bir şehir içinde barındırdığı yapılarla bütünleşir. Gerek tarihi yapılar, gerek yeni yapılmış modern binalar bir simge olarak şehir kartpostallarını süslerken detayları, büyüklükleri ve gösterişleriyle de göze çarparlar. Bu yapılar içinde yüksek olanlar her zaman ayrıcalıklıdır ve yükseklikleri onları daha  tanınır hale getirmiştir. Yüzyıllar içinde binalara yüklenen manevi anlamlar ve yapılış sebepleri değişse de, yüksek yapı tutkusu insanoğlunu hep cezbetmiştir.

Tarihteki ilk kule planlamasının Babil şehrinde telaffuz edildiği biliniyor. Bu bilgiyle yola çıktığımızda, yüksek yapılara karşı duyulan büyük ilginin insanlık tarihi kadar eski olduğu gerçeği ile yüzleşiyoruz.

Yaklaşık 4500 yıl önce inşa edilen Keops Piramiti, zamanının en yüksek binası idi. 146,60m yüksekliği ile bir mezar olarak düşünülen bu yapının birçok sırrı günümüze kadar çözülememiştir. Örneğin, üç milyon adet ve her biri ortalama 2,5 ton ağırlığında olan monolitler nasıl taş ocaklarından taşınmış ve yerine oturtulmuştu?

Son ortaçağ’a kadar yeryüzünün en yüksek yapıları olma özelliğini koruyan piramitlerin rekorunu bu dönemde  kiliseler ele geçiriyordu. 161,53m yüksekliğe sahip olan Ulm katedrali 1890 yılında tamamlandı. İnşaatı 513 yıl süren katedral, günümüzde dünyanın en yüksek kilise kulesi unvanına sahiptir.

Bir başka yükseklik sevdası orta çağın Manhattan’ı veya Kulelerin Şehri olarak adlandırılan, İtalya’nın Toskana bölgesindeki San Gimingnano şehrinde görülüyor. Varlıklı aileler ile tüccarların zenginlikleri ve itibarları inşa ettikleri kulelerin yüksekliklerinden anlaşılıyordu. Ekonomik gücün simgesi olarak günümüze kadar kısmen var olan bu kuleler sayesinde, San Gimingnano şehri UNESCO Dünya Mirası listesinde yer almaktadır.

Sanayileşme ve çelik malzeme kullanımının başlamasıyla Avrupa’da toplumsal değişim, beraberinde mimarlık sanatını da etkiledi. Gustav Eiffel, yapımı 27 ay süren 324m yüksekliğe sahip eserinde mühendislik dehasını ortaya koyuyor, sonradan geleceğin tekniği  olacak  çelik malzemeyle dünyaca ünlü eserini yaratıyordu.  Açılışı 1881 yılında yapılan Eiffel kulesi 1930 yılına kadar dünyanın en yüksek yapısı olma rekorunu elinde bulunduracaktı. Her ne kadar çıplak çelik görüntüsü ile çirkin bulunup, bir kısım entelektüel ve halk tarafından eleştirilse de, dünyada en çok ziyaret edilen yapı olma özelliğini taşımaktadır.

155 Görüntüleme

Yorum Yazın