Paylaşılamayan pınar

Bir engerek, pınar başını kendi suyu bellemiş. Allah’ın her günü su içmeye gelirmiş buraya. Pınarın yöresinde yuvalanmış bir başka su yılanı fena bozulmuş buna:
– “Ne bu?” demiş, çıkışmış. “Her gün her gün gelip beni tedirgin ediyorsun! Senin tapulu pınarın mı bu? Değil. Var git, kendine başka pınar bul, bizim de başımız dinç olsun”.

Gidersin, gitmezsin bir patırtı gürültü, bir kızılca kıyamet kopmuş ki, demeyin gitsin! Sonunda yılanlar bakmışlar, bu böyle ağız dalaşıyla çözümlenecek bir mesele değil. Falan gün, falan saatte buluşalım, kozumuzu paylaşalım. Kim kimi yenerse, çeksin gitsin buradan; suyu da, pınarı da kalana bıraksın, demişler, sözleşmişler.

Su yılanından hazzetmeyen kurbağalar, olanı biteni uzaktan gözlerlermiş. Engereğe koşmuşlar:
– “Üzülme sakın”, demişler. “O haine karşı biz senin yanındayız. Korkma senin arkanda biz varken onu yenersin”.

Kararlaştırılan günde yılanlar karşı karşıya gelmişler. İş bir an önce bitsin diye sektirmeden birbirlerinin üzerine atılmışlar. Bir dövüş başlamış ki, evlere şenlik! Çevreden kurbağalar da vırak vırak ötüp ortalığı gürültüye boğarlarmış.

Engerek yılanı, su yılanını sonunda yenmiş; su yılan uzaklaşmış. Soluk soluğa dövüşten çıkan engerek yılanı çevresini saran sözde kendi taraftarı kurbağalara:
– “Ayıp ayıp!” demiş. “Bir de benden yana olacaktınız güya! Canım çıktı su yılanını yenene kadar, biriniz olsun el vermediniz. Ötüp durdunuz boyuna. Nerede kaldı sizin benden yana oluşunuz?”

Kurbağalar, yiğitliğe toz kondurmadan:
– “Biz gücümüzle değil, gırtlağımızla yardım ederiz. Yapacak başka bir şeyimiz yok!” demişler.

Bunun üzerine engerek yılanı anlamış ki: Laf ebeliğinden öteye gitmeyen, zora geldi mi bahanelere sığınanlara güvenilmez.

Ezop Masalları 
Ezop Masalları Paylaşılamayan Pınar Masalı

Yorum Yazın