Hasan Boğuldu

‘Yörük kızı!’ demiş, “Yükün ağır oldu. Kazdağı’nın yolu çetindir, nasıl çıkacaksın?”

Emine onun yüzüne gülüvermiş de:

“Ne sandın düz ovalı!” demiş, “Biz dağlıyız, sizin boş çıkamadığınız bayıra biz kırk okka yükle çıkarız!..”

Hasan önüne bakmış, Emine yoluna gitmiş, ama ertesi pazar yine onun sergisine varmış:

“Bostanların iyi çıktı, sarı oğlan, al sana bal getirdim!” demiş; omuzundan bal teknesini indirip bir gömeç almış, Hasan’a vermiş. Hasan’ın yüzü yine al al olmuş:
“Ne zahmet ettin, yörük kızı!” demiş, ama Emine cevap vermeden gülüp yürümüş.

İkindi vakti Hasan eşeğini önüne katıp köye dönerken, Kadıköy Mezarlığı’nın önüne varınca, bakmış Emine heybesi sırtında ileriden gidiyor. Önce dili tutulmuş, hiç tınmadan ardından yürümüş, sonra bir yüreklenmiş, eşeğini sürüp Emine’nin yanına varmış:

“Uğurlar olsun, yörük kızı! Sen hangi obadansın?” diye sormuş. Emine, Hasan’ı görünce:

“Sana da uğurlar olsun, sarı oğlan! Ben Yüksekobalı’yım sen nerelisin?” demiş.

“Ben Zeytinli’denim… Köye kadar yolumuz bir… Heybeni eşeğin üstüne at da rahat git!..”

“Olmaz! Ovada heybeyi eşeğe taşıtırsam, koca dağa bu yük ile nasıl çıkarım?”

Zeytinli’ye gelene kadar yan yana yürümüşler; az konuşmuşlar, çok bakışmışlar; ama ikisinin de gönlü birbirini sevmiş. Ondan sonra her pazardan beraber dönmüşler… Emine arada bir Hasan’ın, Zeytinli’nin alt başındaki bahçesine uğrayıp ona süt, peynir, bal götürmüş; Hasan, Emine’ye dut silkivermiş, kiraz, vişne toplamış. Bahçenin ortasındaki ayvanın dibinde yan yana çömelip konuşurlarken görenler çok olmuş. Ama Hasan’ın anası bakmış ki bu iş böyle sürüp gidesi değil… Oğlunu önüne oturtup:

“Oğlum, Hasan!” demiş. “Baban öleli beri evin erkeği sensin… Ben bugün varsam yarın yoğum… Evine bir kadın lazım. Sana bizim köyden bir kız almak isterdim ama yine sen bilirsin… Eğer gönlün bu yörük kızını pek sevdiyse bu ihtiyar halimde obasına gidip isteyeyim… Güz yaklaştı; zeytinden sonra düğününüzü yaparız…”

Hasan da hep bunu düşünürmüş ama bir türlü içini dökemezmiş. Bakmış artık beklemenin yolu yok, Emine obadan indiği bir gün onu bahçede yanına oturtmuş:
“Emine” demiş, “Bahar geçti, yaz geçti; leylekler yerine göçtü! Kış gelip dağları yolları kar örtmeden ya sen bana gel, ya ben sana geleyim!”

2.657 Görüntüleme

Yorum Yazın