Hasan Boğuldu

Hasan bir söz söylemeden çuvalı sırtlamış. Emine’nin önüne düşüp yürümüş. Ayakları kuş gibi uçarmış. Beyobası’nı geçmişler, bayır aşağı dereye inerken Emine bir bakmış, Hasan’ın yüzünden, ellerinden su gibi ter boşanıyor… Az önce genişleyen yüreği daralmış:

“Kendine yazık etme, Hasan!” demiş. “Ver çuvalı bana, ben gideyim! Sen bahçene dön!”

Hasan soluk soluğa:

“Buraya gelirken ant içtim. Geri dönersem sağ dönmeyeceğim!” deyip yürümüş. Emine’nin yüreği daha da daralmış ama çaresi yok. Eski değirmeni geçmişler, Sutüven’in yanına gelince Hasan durmuş:

“Emine!” demiş, “Bana ettiğin zulümdür! Tuzlar sırtımı yaktı… Dur bir soluk alayım!”

Emine:

“Kavlimizde durup dinlenmek yok!” deyip yürümüş. Hasan bir taştan bir taşa atlayıp ardından yetişmiş. Az daha gitmişler; Hasan yine durup yalvarmış:

“Emine, zalım anana babana uyup beni çok ağır sınadın! Bu kadarı yeter, hadi köye dönelim!”

Emine’nin yüreği dilim dilim olmuş da içindekini yine dışarı vurmamış:

“Ben sana dedim Hasan, bu dağlar sana göre değil! Ver çuvalı ben gideyim.” demiş.

Hasan gayretlenmiş, biraz daha yürümüş. Demin yanından geçerken Hasanboğuldu dedim ya, eskiden oraya Gök Büvet derlermiş. Hasan oraya geldiğinde dizleri bükülüvermiş, olduğu yere çökmüş:

“Ah, Emine!” demiş, “Beni boş yere yaktın. Ben bu dağlara çıkamayacağım, gel köye dönelim!”

Emine ağzını açıp bir söz demeden Hasan’ın sırtından düşen çuvalı yüklenmiş, tek başına, gerisine bakmadan yürümüş. Çalıların ardında kaybolup giderken, Hasan anasız kalmış yavru kuş gibi bağırmış:

“Emine, obana gelemem, köyüme dönemem, beni buralarda bırakıp gitme!”

Emine durmuş, durmuş, sonra başını çevirmeden yine yoluna düzülmüş. Ta patlakların yanına gelinceye kadar Hasan’ın bağırdığını duymuş. Garip oğlan suyun gürültüsünü bastırıp:

“Emine, ben senin ardından gelemedim, sen benim ardımdan gel!” diye seslenirmiş.

Emine bir yerde durup soluk almadan, bir kere dönüp ardına bakmadan kırk okka tuzla obaya varmış. Anası babası onu görünce her şeyleri anlamışlar. Kız çuvalı oraya atıp yere yıkılmış, kendinden geçmiş; ama daha ortalık kararmadan yerinden fırlamış:

2.652 Görüntüleme

Yorum Yazın