Hikâye-i Leylî vü Mecnun

Hikâye-i Leylî vü Mecnun

Meğer bir gün âteşpâr-i Necd
Şerer pervânesi Mecnûn-ı pür-vecd

Siyah-mest-i şarâb-ı hayret olmuş
Kararmış gözleri Leylîyle dolmuş

Dolaştırmış perîşân seyri râha
Tutulmuş kendüsi çün dâm-ı mâha

Dönüp ol şu’le-i cevvâle gam
Yanıp durmakda olmuş şem’a hem-dem

Düşüp çün mûy-ı zengi pîç ü tâba
Bozulmuş genc-i târ-ı ıztırâba

Katup seyl-i sirişkin bahr-i hûna
Sükûn elvermiş ol cûy-ı cünuna

Olup hoşnûd kendi âteşinden
Şikâyet etmez olmuş mehveşinden

Cefâdan ney gibi zâr etmez olmuş
Varıp Leylî’yi bîzâr etmez olmuş

Olup fâriğ dil-i dîvânesinden
Usanmış vaz’-ı küstâhânesinden

Duyup ol berk-i sâmân yanî Leylî
Gazâb-nâk eylemiş Kays’a tecellî

Demiş etdinse feryâdı ferâmûş
Gerekmez bana artık gûş u mengûş

Perîşân olmanı edip tahayyül
Seninçün şânelenmişdir bu kâkül

Bu sûretler seninçün rûnümâdır
Nazar âyîneye sanma sanadır

Hemân yan agla Mevlâyı seversen
Koma feryâdı Leylâyı seversen,

Meğer dîvâneye taş atdı Leylâ
Komadı urmadık baş seng-i hâra

Olur mâşûk dâğ u zahme tâlib
Nişân lâzımdır âşıklarda Gâlib

Mülevvendir hemîşe kâr-ı uşşâk
Meger imdâd ede hûnkâr-ı uşşâk

Kerem-hâhem cenâb-ı Mevlevîden
Vere bir neş’e şûr-ı manevîden

Yorum Yazın