Çöldeki Damla

Tek bir şarkı, değiştirebilirdi hayatınızı, her anlamda hemde. Şarkıların girişleri her zaman önemli olmuştur benim için, o yakalama etkisi kaçınılmazsa , sonrası bir rüzgar etkisiyle esip geçerdi içinizden. İlk titreşim aslında iyi hissettirirdi, çarpışma anı kaçınılmazdı duygularla, sonrasında yüzde oluşan bir tebessümle , her şeyin ötesine geçiş başlardı. Tek bir kelime bir kitap yazdırabilirdi kişiye, […]

Yaşam Barışı

Güçlü olmanın kurtarıcı cazibesinin yanı sıra, en güçlü olmanın bitmek bilmeyen ağırlığı kabul etmemiz gereken bir gerçek. Büyüklerimiz, büyük olduklarını koşulsuz kabul ettiğimiz çocukluk dönemlerimizde bizleri eğer mümkünse sınıfta ilk üçe girmeye teşvik etmekte diretti. İlk üçe girebilmek şüphesiz başarı belirtisiydi ama sonu olmayan bir tehlike de doğurmuyor değildi: asla bitmeyecek olan birinci sıraya yerleşme […]

Din Dilinin Demokratikleştirilmesi

Yıllar önce doktora tezim için alan araştırması yaptığım Portekiz’deki Fátima hac merkezinde uzun bir süre geçirdikten sonra Lübnan’dan gelmiş bir Katolik hacı grubunun kilisedeki ayinlerine katıldığımda ilk defa kasabanın dinî bir kimliğinin olduğunu daha iyi fark etmiştim. Tabiî bu duygumda Müslüman olmamın ve daha da önemlisi, “ibadet dili”nin Arapça olmasının gözlemlediğim Arapça ayininin dinî bir […]

SİYASET FELSEFESİ ve AHLÂK FELSEFESİ

Siyaset felsefesinin temel konusu siyasal gücün ahlâkî olarak değerlendirilmesini kapsar. Siyasal gücün en mühim tezahürü, toplumun diğer bütün bireyleri, kurumları ve kurallarının üzerinde en güçlü etki ve yetkiyle donatılmış yönetime ve bunlarla ilgili kanunlara sahip olan devlette ortaya çıkar. Siyaset felsefesi bu güçlü siyasal iktidarları ahlâkî kontrol altına alarak iktidarın kaynağı, sınırları, amaç ve hedefleri hakkında […]

Çığlık

İnsanlığın çığlık atmaya ihtiyacı var. Bugüne kadar sustuğu her şeyi içinden atmak için. Varım demek için. Kendine ve bütün insanlığa ettiği ihanet için. Susturduğu vicdanının çığlığı, kapattığı gözlerinin, duymayan kulaklarının… Dünyada işlenen tüm zalimliğin bir parçası olduğu için ve sadece durduğu için öylece. Her gün damla damla yok olurken, eyleme geçemeyecek kadar korkak olduğu için. […]

Yoklukla Varolmak

Huzur içindeydi insanın, zaman ve mekan münezzehti maddeden, yorgun vakitler olmamalıydı. Artmalıydı şükür ve iman. Dalgakıran gibiydi nefse ağır gelen her şey. Yoklukta var olmak olsa gerekti yaşananlar. Yokluğun kimcesi önemliydi. Yokluk neydi sahi! Arabanın, evinin olmaması mı? Koltuğun, ütünün, televizyonun ya da her neyse… Ya da bir sonraki öğüne yiyecek ekmeğinin olmaması mı? Bilakis […]

Furüğ Ferruhzad

Bir gün her zamanki güzergahtan üniversiteye doğru yola koyulurken içimi bir his kapladı, olağanüstü olmayan ve aynı şekilde olağan da sayılmayan bir his… Bir gün sokak aralarında gezinirken kaldırım taşlarında hasretiyle yaşadığım ülkemi araladım zihnimde… Bir gün radyodan Türkçe bir müzik dinlerken kendimi geçmişte kalan güzel bir günde hissettim… Yine bir gün üniversiteye doğru yola […]

“Sevgi Emek İster”

Eski insanların hayatlarına, aşklarına baktığımız zaman şartların günümüzdeki şartlara göre oldukça zor olduğunu görebiliriz. Şartların zor olmasına rağmen mutluluğa bakıldığında günümüz insanına göre daha mutlu oldukları, geleceğe daha umutla baktıkları da su götürmez bir gerçek. Yüz yüze görüşmenin pek mümkün olmadığı dönemde mektupla haberleşilen sevdalar. Mektubu ulaştırmak ayrı bir heyecan, alıp okumak ayrı bir heyecan, […]

Sanatsal Zalimlik

“Kimi zaman insanda ” hayvanca ” bir zalimlik olduğundan dem vurulur, ama hayvanlara yapılan korkunç bir haksızlık, bir hakarettir bu. Bir hayvan asla insan gibi zalim olamaz; böylesine ustalıklı, böylesine sanatsal bir zalimlik insanda olur sadece.” Dostoyevski (Karamazov Kardeşler) Sanatsal zalimlik, zalimliğin sanatı olur mu derseniz, burada aslolan, sanatla bağdaştırılan, sanatın inceliği ve derin düşünce sonucunda […]

Yeryüzündeki İnsancıklar

İstemiyorum galiba… Bak yine olumsuz sözlerle başladım şiirime. Çünkü “bir şiiri iki kalemle yazmak lazım” diyordu. Ben ise kalemsiz, sokak aralarında düşlüyorum imkânsız düşlerimi. Şiirimin başını dahi “istemiyorum” ile başlatıp, sonra pişman oluyorum lakin ben pişmanlık duygusuyla kendimi avutacak kadar yoksunum. Hatta bunu yalnız ve kimsenin beni umursamadan yaşadığı dünyada yapıyorum. “Peki, âlâ, peki âlâ” […]