Sen Ey Peri Neredesin?

[embedyt] https://www.youtube.com/watch?v=U_IIH7llwrM&width=690&height=388&iv_load_policy=3[/embedyt] Senin neyin sesini duyduğum o geceden itibaren, Susuz bir ceylan misali koştum hep ardından. Koşa koşa çeşmenin kenarına geldim. Ama ney ve nağmeden bir iz göremedim. Sen ey peri neredesin? Ki yüzünü göstermiyorsun. O saklı cennetten de bir kapı açmıyorsun. Ben her yerde seni aradım. Ay ve güneşten bir iz aradım. Senin kokunu […]

Alice harikalar diyarında / Alice’in tanıklığı

XII. Alice’in tanıklığı Alice telaş arasında şu son dakikada ne kadar büyüdüğünü unutmuştu. ”Buradayım” diye seslenerek öyle ivediyle yerinden fırladı ki, eteğinin ucu yargıcıların locasına değdi ve locadakilerin hepsi tepe üstü aşağıdaki kalabalığın üzerine düştüler. Onların böyle yere serili kalmaları Alice’e bir hafta önce devirdiği kırmızı balık kavanozunu anımsattı. Çok üzülüp ”Vah vah! Bağışlayın!” diye haykırarak, […]

Çörekleri kim çaldı?

XI. Alice harikalar diyarında / Çörekleri kim çaldı? Mahkeme salonuna girdiklerinde, Kral ve Kraliçe tahtlarına kurulmuşlardı; çevrelerine de türlü türlü küçük kuş ve hayvanla bir deste iskambil toplanıp yığılmıştı. Önlerinde, iki yanında birer nöbetçi askerle, elleri kelepçelenmiş Yürek Oğlanı duruyordu. Kral’ın yanıbaşında da, bir elinde kıvrılmış bir kâğıt, öbür elinde de bir borazan tutan Beyaz Tavşan […]

Alice harikalar diyarında / Istakoz kadrili

X. Istakoz kadrili Yalancı Kaplumbağa derin derin içini çekti, sonra yüzgeçlerinin tersiyle gözlerini sildi, Alice’e baktı, bir şey söylemek istedi; fakat hıçkırmaktan bir iki dakika konuşamadı. Ejder ”Tıpkı boğazına kemik filan kaçmış gibi” diyerek yerinden kalktı, Yalancı Kaplumbağa’yı sarsalayıp arkasına vurmaya başladı. Sonunda Yalancı Kaplumbağa’nın sesi yerine geldi, yanaklarından yaşlar süzülerek söze başladı: ”Belki denizde […]

Alice harikalar diyarında / Su kaplumbağası’nın öyküsü

IX. Su kaplumbağası’nın öyküsü Düşes, ”Ah şekerim benim! Seni gördüğüme ne kadar sevindim bilmezsin” diyerek sevgiyle Alice’in koluna girdi, birlikte yürümeye başladılar. Alice de onu böyle keyfi yerinde bulunca pek hoşnut olmuştu; ”Mutfakta rasladığım zamanki hırçınlığı biberdenmiş demek” diye düşündü. Kendi kendine ”Eğer ben Düşes olursam” dedi (bunu pek umarak söylememişti ama) ”mutfağımda biber miber […]

Macbeth / beşinci perde

  BEŞİNCİ PERDE SAHNE I Dunsinane. Hisarda bir oda. Bir hekimle bir nedime girer. Hekim – Sizinle iki gecedir bekliyorum, ama dediklerinizi doğru çıkaracak bir şey göremedim. Son kez ne zaman yürüdü? Nedime – Haşmetlimiz sefere gittiğinden beri kaç kez yatağından kalktığını, üstüne geceliğini aldığını, çekmecesini açtığını, kâğıt çıkarıp katlayıp üstüne bir şey yazdığını, okuduğunu […]

Alice harikalar diyarında / Kraliçe’nin kriket alanı

VIII. Kraliçe’nin kriket alanı Bahçeye girilen yerde büyük bir gül ağacı vardı. Gülleri beyazdı. Fakat üç bahçıvan harıl harıl onları kırmızıya boyuyorlardı. Alice, ”Amma da tuhaf şey!” diye düşündü, daha iyi seyretmek için bahçıvanlara yaklaştı, o sırada birinin şöyle dediğini duydu: ”Bana baksana Beşli! Üstüme boya sıçratıp durma!” Beşli ters ters: ”Ne yapayım” dedi, ”Yedili dirseğime […]

Macbeth / dördüncü perde

Dördüncü Perde SAHNE I Karanlık bir mağara. Ortada kaynayan bir kazan. Gök gürler. Üç cadı girer. Birinci Cadı – Karakedi üç kez miyavladı. İkinci Cadı – Kirpi üç tıslayıp, bir kez cıyakladı. Üçüncü Cadı – Zebani karı seslendi: vakit geldi, vakit geldi! Birinci Cadı – Kazanın çevresinde dönelim, içine zehirli barsak atalım da atalım. Soğuk […]

Alice harikalar diyarında / Deli işi bir çay toplantısı

VII. Deli işi bir çay toplantısı Evin önünde bir ağaç altına masa kurulmuştu; Şapkacı ile Mart Tavşanı da başına geçmiş çay içiyorlardı. Aralarında bir tarla sıçanı oturmuş derin derin düşünüyor, öbürleri de dirseklerini ona dayamışlar, başının üstünden konuşup duruyorlardı. Alice “Fare hiç de rahat olmasa gerek” diye düşündü “Neyse ki uykuda, bir şey duymaz.” Masa koskocamandı, […]

Alice harikalar diyarında / Domuzla biber

VI. Domuzla biber Bir iki dakika durdu, evi gözden geçirdi; acaba şimdi ne yapsam diye düşünürken ansızın korudan doğru koşa koşa gelen üniformalı bir uşak gözüktü. (Uşak olduğunu giyiminden anlamıştı; yoksa, yalnızca yüzüne bakarak karar verseydi balık derdi.) Uşak yumruklarıyla kapıya hızlı hızlı vurdu. Kapıyı tekerlek suratlı, kurbağa gibi patlak gözlü başka bir uşak açtı. […]