Renklerin Ölümü

Her sabahki gibi büyük bir isteksizlik vardı içinde uyanmaya karşı. Oysa kabuslar peşini bırakmazdı; ama yine de uyumayı severdi. Her gece yaşayamadığı dünyayı rüyasında görmeyi düşlerdi. Daha gözleri yavaşça kapanmaya başlamadan kendisini bir yere koşarken görürdü. Ya yetişecek bir tren, ya yetişmesi gereken işleri vardı. Öyle çok koşardı ki sabahları ter içinde midesinde ve bacaklarında […]

317

Peki ama nasıl oluyor da siz insan için sadece normal olumlu olanın…kısacası yalnız refahın, mutluluğun yararlı olduğuna böylesine kesin, kendinize büyük bir güvenle inanabiliyorsunuz? Çıkarlar konusunda mantığınız yanılıyor olamaz mı? Öyle ya, belki yalnızca mutluluğu sevmiyordur insan? Belki aynı ölçüde acıyı da seviyordur? Belki de acı da mutluluk kadar çıkarınadır? Fyodor Dostoyevski / Yeraltından Notlar […]

Can Patlıcan

Gregor Samsa’ya İthafen… Can, kendi halinde bir çocuktu. Sarı rengi çok severdi. Elbiselerinin neredeyse hepsi sarıydı. Ayak serçe parmağını evdeki fiskos masaya ya da zigon sehpaya vurmaya bayılırdı. O derece yaramazdı. Yaşı daha dörttü. Yaşın kaç diye soranlara önce dört der, sonra dön de eteğini ört derdi ve saçma sapan bir şekilde gülerdi. Bir gün […]

Balık Kroket

Gökyüzü kazanını dolduran, ay ve yıldızlar, ışıl ışıl süslüyordu geceyi… Bazen, katran rengi gecelere eşlik etmeye mahkûm ve cesurluğundan taviz vermeyen denizler… Ayrı bir dünya, ayrı bir gezegen, bir lebideryadır denizler… Kazan, bir kaynatılırsa taşacaktı sanki denize yıldızlar ve ay. Yaz günlerinin en sevileni karpuz dilimi ay, asil duruşuyla ve denize yansımasıyla, yalnız bırakmıyordu balıkları, […]

Geçicilik

“Ormana gittim. Çünkü bilinçli yaşamak istiyordum. Hayatı tatmak ve yaşamın iliğini özümsemek istiyordum. Yaşam dolu olmayan her şeyi bozguna uğratmak için. Ve ölüm geldiğinde aslında hiç yaşamamış olduğumu fark etmek için…” Henry David Thoreau Ne olarak yaşamalıyım, dedi bu evrende? Bir balık olarak mı, yoksa kedi, ağaçta olabilir diye düşündü, kendini nereye iliştirse bilemedi, o […]

Şahın Zindanı

Yeryüzünün en eski hanedanlığının yüreklere korku salan asil şahı… Kimsenin göz göze gelmeye cesaret edemeyeceği bu şahı görmek nasıl bir duygu acaba? Bunu öğrenmek için ormanların kralının yanına gittim. Elbette bir ormana değil, insan yapımı sözde bir bahçe, gerçekte ise mahkumların sergilendiği açık hava zindanı.   Şahla göz göze geldim. Bakışları her gün gördüğüm yüzlerce […]

Brehen Yıldızı

Brehen yıldızına ulaşmak için üç farklı kapıdan geçmeniz gerekiyordu ve vardığınızda, eğer ulaşabilirseniz, çok istediğiniz tek bir şeyin gerçekleşmesi mümkün olacaktı, bir şey hariç, oraya tekrar ulaşma ve orada kalma dileği. Onca şey varken neden tekrar bunu istemeliyim ki diye düşünürseniz, tüm var olan yanılgıların en başına düşmüş olarak bulabilirdiniz kendinizi. Bu yolculukta harcadığınız zamanı […]

Aynaya Gülerek Bak Çocuk Hikayeleri

Keramet

Yangın yarım saatten beri devam ediyordu. Fakat mahallenin ahalisi iki ev sonra söneceğine inanıyorlardı. Çünkü bir değerli kişinin türbesi vardı. Mümkün değil, o tutuşmazdı! Şiddetli bir kıble rüzgarı esiyor, alevleri, kıvılcımları saçan tahta parçalarını, türbenin üzerine altındaki evlerin çatılarına fırlatıyordu. İtfaiye bölüğü, tulumbalar son gayretlerini sarf ediyorlardı. Polisler etrafı ablukaya almışlar, kaçırılan eşyanın yağmasına meydan […]

Kütük

Alacakaranlık içinde sivri, siyah bir kayanın belli belirsiz hayali gibi yükselen Şalgo Burcu uyanıktı. Vakit vakit inlettiği trampete, boru seslerini akşamın hafif rüzgârı derin bir uğultu halinde her tarafa yayıyor… Kederli bağırışmalarıyla ölümü hatırlatan küfürbaz karga sürüleri, bulutlu havanın donuk hüznünü daha beter artırıyordu. Mor dağlar gittikçe koyulaşıyor, gittikçe kararıyordu. Yamaçlardaki dağınık gölgeler, kuşsuz ormanlar, […]