Üzümcül

Dilinin avazına Pervane dönerim Halinden usanmış Su zerrecikleri gibi   Say ki gözlerinde dağılan ateş Yükselip yükselip düşenim … Yüzümün aydınlığı Feleklerde işleyen atomun Dudaklarınla onaylanan Tarifsiz hazzı var Belki parçalar beni Bu yazık bu alem bu elem Lakin gölgeme ne yapılabilir ki … Sen göğsümün Musa kapısı Bana kul olmayanın Tanrısı da olacak değilim […]

Kaçış

  kötüyüm bugün hep iyi olmak ya da öyle görünmek yordu beni ne zormuş ağlamak istediğinde gülmek zorunda olmak gözyaşlarını içine akıtmak atlayıp arabama gitmek vardı adanaya asfalta vurup kendini ömrünün duble yollarında şerit değiştirimek sonra yüreğimin sisinde kaybolmak ahmet kaya fısıldayacaktı kulaklarına karanlığın kuytusunda sabahın ilk ışıklarında memleketimin içimi titreten havası ayağını basar basmaz […]

Asma filizi

Tanrıya ve ölülere Söylenecek bir şey yok   Bakışlarımı canlı tutmuyor Artık dudaklarındaki al   Yüzünün hallerinde Ruhumun dengesini Bozan birşeyler var   Işık çekilir çekilmez Ölçüsüz sözler söyleten   Her kavgamın bağrında Kendini sır gibi saklayan Uzlaşmak için Güzel sebeplerim de yar    Avuntuyu karanlıkta bulan Arzularının yolunu Kesecek değilim    Kesada uğrayan dilim […]