Kentsel dönüşüm, hız ve hırs

Alman televizyon kanalı ARD’de yayınlanan “weltspiegel” adlı programda İstanbul’un Sulukule, Balat  ve Fikirtepe gibi semtlerindeki kentsel dönüşüm projesi esnasında yaşanan değişimlerden bahsedildi. Gecekonduların yıkılması ile yerine yapılan yüzme havuzlu, paha biçilemeyen, etrafı çevrilmiş sitelerin inşaat aşamaları, yine semtin eski sakinlerinin alışmış oldukları yaşam ortamlarından uzaklaştırılarak, Sulukule’den Taşoluk gibi Istanbul’un merkezinden uzak,başka bölgelere konuşlandırılması mercek altına alındı.Yeni oluşan/ oluşacak mahallelerin sakinlerini ise, personelli, yüksek kalite standartlı konutlar bekliyor. Bu yayında altı çizilen bir başka konu, kentsel dönüşüm çalışmalarının her ne kadar Istanbul’un deprem tehlikesi altında olması nedeniyle, yeni bir yapılandırmaya gidişin zorunluluğuve bu zorunluluktan kaynaklı inşaat sektörüne getirilen büyük kazanç fırsatları.

31 Mayıs 2012 tarihinde resmi gazetede yayımlanan 28309 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştrülmesi Hakkında Kanun‘un birinci Maddesinde şöyle yazıyor:

Bu Kanunun amacı; afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemektir.

İstanbul’un yeniden yapılanması gerekliliği elbette tartışılmazdır. Hele ki bir deprem beklentisi içinde olmak, bu binalarda yaşayan insanların korkularını gidermek, olası bir felakette kayıpların en aza indirilmesi adına bu tür çalışmalar İstanbul için kaçınılmazdır.

Bu düşünce ile yola çıktığımızda, yasanın gerekli olduğu, Istanbul ve Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde olumlu sonuçlar elde edilebileceğine inanarak, hatta bu tür organizasyonların ve şehir planlamalarının yöntem sorgulamalarını da bir yana bırakarak, sade vatandaş tarafından nasıl algılandığı ve yorumlandığı noktası belki de işin en hassas ve ilginç tarafı.

Daha naif bir yaklaşım ile, hedef, yasada belirtildiği gibi, insanlara mutlu ve güvenli ortamlar sağlamak ve bu tür gelişmeleri, insana ve doğaya yararlı kılmak ise, vicdan ve akıl sahibi her insanın bu tür çalışmaları desteklemesi gayet doğaldır.Yine doğaldır ki, bu dev projelerden beklenti de hem ülke ekonomisine hem de sektörlere katkı sağlamasıdır.

Ancak, kentsel dönüşüm projeleri hazırlanırken, taraflar arasında denge adil bir şekilde kurulmalıdır. Bir başka deyişle, yeni kentler planlanırken, bir tarafın mutluluğu diğer tarafın mutsuzluğu haline dönüşmemelidir.

56 Görüntüleme

Yorum Yazın