Kutadgu Bilig / Kitap Sahibi Yusuf, Büyük Has Hacip, Kendi Kendine Nasihat Eder

6605 Bilgi bil ve yerin baş-köşe olsun; bilgi insan için sağlam bir kalkandır.
6606 Bilgisiz yürek ve dil neye yarar; bilgi ile, su gibi, herkese faydalı ol.
6607 Ne kadar bilsen de yine ara; bak, bilen dileğine sorarak erişir.
6608 Bilirim dersen, sen henüz bilgiden uzaksın; bilenler arasında sen bilgisizlerden sayılırsın.
6609 Bilgi bir denizdir, onun ucu-bucağı yoktur; serçe emse emse bundan ağzına ne kadar su alabilir.
6610 Bu bilgin ile senin başın döner; kendisini bilmeyen kendini kendinden uzaklaştırır.
6611 Sen ya bilgi bil, insan ol ve kendini yükselt yahut hayvan adını al ve insanlardan uzaklaş.
6612 Bilgilinin yüzü gülmez, onun yüzü her vakit düşünceli ve çatıktır; bilgisiz dâima sevinç içinde katıla-katıla güler.
6613 Bilgili insan bu kaygı içinde nasıl kahkaha atar; ey bilgisiz, sen dağ keçisi gibi, debelen, dolaş.
6614 Bilgilinin ayakları kösteklendi, kalkıp koşamaz; bilgisiz, bak, arzularının peşinde durmadan koşar.
6615 Ey âlim, senin ayağında köstek var; bilgisiz ise, yürür; bilgisiz bir kösteklenirse, sen onun kösteğini sıkılaştır.
6616 İşte ben bilgi isteyerek, ona el uzattım; sözü söze katarak, dizip, sıraladım.
6617 Bu Türkçe sözü yabani geyik gibi gördüm; onu yavaşça tuttum, aldatarak, kendime yaklaştırdım.
6618 Okşadım, ısındırdım, çabucak bana gönül verdi; yine de ara-sıra ürküyor, korkuyor.
6619 Ele geçirdiğim gibi, sözü takip ettim; onun miski güzel kokular saçmağa başladı.
6620 Sözü doğru söyledim, o sert ve acı oldu; doğru söze tahammül eden akıllı insandır.
6621 Okuyana fazla ağır gelmesin, ben uzun-uzadıya izah ederek, özrümün bağışlanmasını istedim.
6622 Doğru sözden başkasına söz deme; doğru ile eğri arasındaki fark beyaz ile siyah arasındaki fark gibidir.
6623 Hayatımda bu sözleri söylediğim zaman, sene dört yüz altmış iki idi.
6624 Bu sözleri tam on sekiz ayda söyledim; sözleri toplayıp, derleyerek, seçtim ve ayırdım.
6625 Çeşitli çiçekler yaygısı gibi, kokusu miske benzer; ben bunu düzene koyup, tamamladım ve her kesin istifâdesine arzettim.
6626 Ne kadar söylense bile, sözü kim tüketir, o pınarlar arasından durmadan akar, gider.
6627 Ey Yusuf, gerekli ve doğru sözü söyle; gereksiz sözü gizle, onun zararı dokunur.
6628 Sözü çok söyledin, dikkat et, tazeliğini kaybetmesin; çok sözden insan usanır ve bıkar.
6629 Bu dünya itimâda şayan değildir; vefasız ve dönek huyludur; ey akıllı insan, ondan uzak dur, uzaklaş.
6630 Sen şimdi bu dünyaya kuvvetle yapıştın; onunla alâkanı kesmeğe, gönlünü ondan çevirmeğe gayret et.
6631 Bu dünyaya güvenme; sen çok daha emin olan Tanrıya sığın ve ona yalvar.
6632 Bu vefasız dünya bir çok insanlardan yüz çevirdi; ne kadar insanlar doğru yoldan şaştılar, buna iyice dikkat et.
6633 Şimdi de senin için hazırlandı; süslenip, yüzüne güler; ona çok fazla bağlanma; gaflet içinde o kadar çok sevinip, gülme.
6634 Dünyaya nail olan nice cihan beylerini ölüm yakaladı ve onlar gözleri ile etrafından duâ dilenerek gittiler.
6635 Gençlik boşuna heder oldu, hayatıma yazık oldu; bu hayat tükenir, ıztırap çek, nadim ol.
6636 Binlerce sene yaşasan bile, sonunda nihayet öleceksin; dünyayı ne kadar toplasan da, bir gün bırakıp gideceksin
6637 Ey Tanrı, sana sığındım, sen kendin koru; bu gaflet uykusundan beni uyandır.
6638 Ben utanmaz bir kulunum, günâhım çoktur; sen rahimsin, şefkat senden gelir.
6639 Sana karşı günaha girdim, senden kaçtım; bugün yalvararak, tekrar sana sığınıyorum.
6640 Ey muhtaç vücût, neye inandın; göz göre-göre kime dayandın.
6641 Şimdi yolunu düzelt, doğru hareket et, her iki dünyada da baş köşeye geç.
6642 Bu dünyanın her tarafı zevkle doludur; onu bırak, öteki dünyaya bak.
6643 Dilini tut, boğazına hâkim ol, çok uyuma, gözünü yum, kulağını tıka ve böylece huzur içinde yaşa.
6644 Ey rabbim, bütün müminleri affet; bol rahmetini onlardan esirgeme.
6645 Peygamberimize ve onun dört arkadaşına da binlerce selâm ulaştır.

***

92 Görüntüleme

Yorum Yazın