Modern Tasarımın Annesi: Eileen Gray

2009 yılında Paris’te düzenlenen bir müzayede sonunda Yves Saint Laurent’in sanat koleksiyonuna ait  bir koltuğa ismi açıklanmayan bir koleksiyoncu 21,9 milyon Euro ödeyerek sahip oldu. İngiliz müzayede evi Christie’nin yaptığı açıklamaya göre 20. yüzyıla ait bir mobilya eseri  için o güne  kadar ödenen en yüksek bedeldi. Kahverengi deriden olan Art-Déco tarzı koltuk iki ahşap kol dayamasının ucunda, ejderha başlarıyla süslenmişti. 1917-1919 yılları arasında Eileen Gray tarafından tasarlanan bu koltuğun böyle bir değer kazanabileceğini eminiz ki kendisi de düşünememişti.

İrlandalı tasarımcı yaşarken maalesef bu şöhrete şahit olamadı. 1976’da Paris’te 98 yaşında hayata veda etti. Bu olağan dışı sanatçının çalışmaları, ki bunun içinde 1920’lerde Cap Martin’de inşa ettiği ve bugün ünü tüm dünyayı sarmış E.1027 adlı villa da yer alıyor, neden bu kadar geç fark edildi veya az tanındı?

Uzun zaman adı ve eserleri unutulan bu değerli sanatçı ancak 20. yüzyılın sonuna doğru yapıtlarının  baş döndürücü fiyatlarla alıcı bulmasından sonra tekrar hatırlandı. Oysa Eileen Gray’in hikayesi modern tarihin önemli bir paçası, aynı zamanda bağımsız bir kişiliğin hikayesidir.

Eileen Gray 1900 yılında 22 yaşında annesiyle birlikte Paris’te düzenlenen Dünya Fuarı’na gittiğinde, modern dünyaya ilk adımını atmış oluyordu. Bu fuarda yüzyılın değişimlerine tanıklık ederken, teknolojik, toplumsal ve kültürel gelişmeleri de bizzat gözlemliyordu. Dünya ve Paris yeni gelişmelerin etkisiyle yoğun kitlelere ilham veriyor, Gray de bu ilhamdan kendi payına düşeni alıp, heyecanla çalışmaya başlıyordu. O dönem Fransa’da popüler olan Art Nouveau ve Japonizm unsurları hakimdi. Gray, Japon cilası sanatının tekniklerini Seizo Sugawara’dan öğrenirken, Londra’da  D. Charles’ın mobilya atölyesinde pratik el becerilerini de geliştirdi.

1920’lerin başında Eileen Gray mimar Jean Badovici ile tanıştı. Bu tanışıklık zamanla aşka dönüştü. Romanyalı genç bir mimar olan Badovici, saygın mimarlık dergisi “L’Architecture Vivante”nın editörlüğünü yapıyor ve Gerrit Rietveld, Fernand Léger ve Le Corbusier gibi yaratıcılarla yoğun bir iletişim içerisinde bulunuyordu. Gray ilham verici bu ortama dahil olur ve Badovici’nin dergisi sayesinde dönemin mimarlık akımını benimser. Hatta benimsemekle kalmaz, kendisini geliştirmeye başlar. Bauhaus ekolü daha emekleme dönemindeydi, Art Deco anlayışı ise dünyayı saran yeni yükselen değerdi.

235 Görüntüleme

Yorum Yazın