Modernliğin özgürlük-disiplin düalizmi ve müphemlik

Peter Wagner’e göre modernliğin muğlaklığı veya müphemliği kendini farklı zamanlarda, farklı yerlerde farklı biçimlerde gösterir. Modernliğin çifte doğası kendi kökeninden kaynaklanır. Başlangıçta, kendi kaderini tayin edebilmeye yönelik bir arzuyu vurgulamış olsa da, aslında tarihsel olarak, insanların kaderinin Tanrı tarafından belirlendiği şeklindeki dini anlayışın yeniden düşünülmesine işaret etmiştir. Nitekim modernliğin kaynağı olan aydınlanma bu anlayışa karşı aklı Tanrının, uygarlığı da inayetin yerine koyan sekülerleşmiş bir din olarak tabir edilebilmiştir. İlk başta özgürleşme, çoğulluk ve bireyselliğe ağırlık veren modern anlayış, kendi içinde ivme kazanmasını sağlayan idealizmiyle gerilim içinde, bütünsel bir uyum ve disiplinden fazla bir şey talep etmeyen yeni bir düzenin çelişkilerini taşımıştır. Bu noktada, müphemlik kavramı Bauman’ın da vurguladığı gibi önem kazanmıştır.

Müphemlik kavramı bir nesne ya da bir olayın birden fazla kategoriye sokulabilmesi ve net olarak sınıflandırılamaması anlamına gelmektedir. Bu durumda aydınlanma ve dolayısıyla modernliğin bilim temelinde ele aldığı tanımlama ve sınıflandırma ısrarı, bu algılayışın sürdürülebilirliğini yitirmesine neden olmaktadır. Bu şekilde vücut bulan endişe ve bunu takip eden kararsızlık, müphemliği bir düzensizlik olarak karşımıza çıkarır. Oysa müphemlik dil bakımından normal olmayan bir durum değildir. Ancak modernliğin sınıflandırarak tanımlayan işleyişi açısından anormaldir.

Sınıflandırma, bölmek ve ayırmak şeklinde gerçekleşir. Sınıflandırma, öncelikle her bir varlığın belli bir gruba ait olduğunu ve bu grubun da toplu olarak başka varlıkların karşıtı olduğunu varsayar. Kısaca sınıflandırmak, dünyaya bir yapı atfetmektir. Bazı olayları ötekilerden daha olası kılmak, olayların keyfiliğini sınırlandırmak veya tamamen yok etmektir. Çünkü düzenli ve akılcı bir dünya, kişinin önünü gördüğü, bir olayın olabilirliğini nasıl hesaplayacağını ve bu olabilirliği nasıl artırıp azaltabileceğini bildiği, belli durumlar arasındaki bağların ve belli eylemlerin etkinliklerinin aynı kaldığı riskin daha az olduğu, kontrolün kaybedilmesi riskinin oldukça azaldığı bir dünyadır. Bu bakımdan dünyanın düzenliliği insanların akılcı mantığına uygun düşer ve dolayısıyla müphemlik bir tehdit olarak algılanır. Bu amaçla adlandırma ve sınıflandırma müphemliğin önüne geçmek için kullanılır. Oysa bu tür bir algılayış müphemliği ortadan kaldırmak yerine onu besler. Çünkü sınıflandırma eylemi hem bir dâhil etme hem de bir dışlama eylemidir. Her dışlama ise dünyaya karşı bir yapaylık ve şiddet eylemidir. Dışlamanın yan ürünü olarak müphemliğin doğması ise kaçınılmazdır.Ancak modernliğin müphemlikle sürekli olarak mücadele içinde olması gittikçe daha da sınıflandırıcı bir cevap doğurur. Bu noktadan bakılacak olursa, müphemlikle mücadele hem kendisini güçlendiren hem de törpüleyen bir çabadır. Bu mücadele, hiç zayıflamayan bir güçle devam eder. Bir bakıma modern zamanlar müphemliğe karşı yürütülen amansız bir savaşı ifade eder. Dolayısıyla bu sürecin neticesinde modernliğin kendisine biçtiği düzenleme ödevi öne çıkar.

287 Görüntüleme

Yorum Yazın