Okuryazar mıyız, değil miyiz?

Okuryazar kelimesi sözlüklerde “Okuması yazması olan, öğrenim görmüş (kimse)” olarak tarif ediliyor. Geçmiş zamanlarda okuma yazma bilenlerin sayısının hayli az olduğu dönemlerde, eşinden, dostundan, yârinden ayrı kalmış çileli Anadolu insanının okuma yazmaya nasıl baktığını, ne denli değer verdiğini anlamak hiç de güç değil. Ezgilerinde, türkülerinde kara trene, gurbete, sılaya, kara habere, ucu yanmış mektuba, telli turnalara sıklıkla yer vermiş, hasretle sevdiklerini anmış, onlar için içlenmiş, tenhalarda gözyaşı dökmüştür.

Onun için çoluğunu çocuğunu okutmak için didinmiş durmuş; yememiş içmemiş, cefakârca çalışmış, kıt kanaat elinde avcunda biriktirdiğini çocuklarının geleceği için harcamıştır. İnsan, geçmişte yaşanmış veya yaşanması muhtemel hüzünlü anları tahayyül ettiğinde, o acıları, hüzünleri yüreğinin ta içinde duyuyor, o anları yaşayanların asıl hissettikleri ise meçhul tabii.

Peki, bugün durum nedir?

İnsanlar yazacak durumda fakat duygu ve düşüncelerde ciddi bir kuraklık ve çölleşme yaşanıyor. İnsanımız ince duygu ve düşüncelerden uzak, kişisel benlik veya menfaat beklentilerini aşmayan bir yüzeysellik içinde. Bir mesaj yazdığında, bırakın yarını, bugün için bile pek bir kıymet taşımayan anlık havadislere dair mesajlar yazabiliyor. Ya da meydana gelmesine, yapımına hiçbir katkısının bulunmadığı araç-gereçlerle, sözlü veya görsel mesajlarla duygularını dile getirdiğini düşünüyor. Çektiğimiz fotoğrafları, paylaştığımız sanat eserlerini, bilimsel faaliyetleri, özlü sözleri, hatta eğlencelik görüntü ve videoları gözünüzün önüne getirin. Hangisine, hangi değeri katıyoruz? Eleştirmek şöyle dursun, tüketmek dışında bu eserlere, teknoloji ve ürünlere bir değer katıyor muyuz, bir düşünün. Eğip büktüğümüz kelimelerden ve derme çatma mesajlardan başka ne görebiliyorsunuz? GSM ve Whatsapp yoluyla gönderilen kişisel mesajları olduğu kadar Twitter, Facebook gibi sosyal medya mesajlarını da bu çerçevede okumak gerektiği kanaatindeyim. Kutlama, tebrik vb. adı altında sistematik olarak yürütülen taciz niteliğini çoktan aşan her türden toplu mesajı veya ticari ürünlerin reklam ve pazarlamasına dair mesajları hiç saymıyorum bile.

Halimiz ahvalimiz bundan ibaret görünüyor. Evlerimizin, dükkânlarımızın önü, sokak ve caddelerimizin içler acısı hali, elinde cep telefonu, boynunda kulaklık ve mikrofon meydanlarda avare avare dolaşan insan manzaralarıyla tamamlanmıyor mu?

334 Görüntüleme

Yorum Yazın