Söylem ve eylem paradoksunun sosyal medyaya yansıması

Malzemesi bakımından çok zengin uzman ve çalışmalar bakımından en fakir olduğumuz alanlardan biridir sosyoloji. Hele de herkesin siyaset ve futbol uzmanı olduğu, bir dönemde sosyolojiden ve sosyolojik çalışmalardan bahsetmek pek mümkün değil. Bilinçli bir yönlendirme midir bilinmez ama tüm televizyon programları ve internet portallarının ilgilendikleri konuların başında herkesin uzmanı! olduğu bu iki alan gelmektedir. Televizyon programlarındaki yönlendirmelere müdahil olamamakla birlikte internet ve internetin önemli kullanım alanı olan sosyal medya ortamlarının hem birer kullanıcısı hem de yönlendireni olabilmekteyiz. Bu açıdan toplumsal ayna işlevini birebir görmese de sosyal medyada birçok alanda toplumsal okumalar yapabilmekteyiz.

Sosyal medya,birçoğumuz için çoğunlukla zaman harcanılan dijital bir ortam olsa da sosyolojik analizler için önemli bir mecra haline gelmektedir. Özellikle kişilerin tercihlerini, siyasi görüşlerini, zevk ve beğenilerini hangi ünlüyü veya siyasetçiyi takip ettiğini görmek mümkündür. Hatta gerçek hayatta olamayacak kadar, birbirlerinin varlığından bile habersiz olan farklı toplumsal katmanlardaki bireyleri bir araya getirerek benzer tartışma ve söz düellosu etrafında toplandığına çokça şahit oluruz. Çoğu zaman başkalarının doğruları ve yanlışları üzerine inşa edilen görüşler ve kanaatler de çokça yer bulmaktadır. Bu yönüyle yanı başımızda bile hemencecik göremeyeceğimiz birçok kişisel özellikleri, beğenileri ve tercihleri bu alanda görmek/öğrenmek mümkündür. Bu ortamlar dolaylı olarak araştırma ve öğrenme dürtüsünü harekete geçirse de siyasi tartışmalar, polemikler, kavgalar ve ideolojik tutumlar belli bir düzeye (bununla ilgili henüz bir çalışma bulunmamakta) çıkararak insanların birbirine karşı düşmanca tutum takınmalarına sebebiyet verip kutuplaşmalara neden olmaktadır. Teknolojinin önemli icatlarından biri haline gelen sosyal medya psikolojik, sosyolojik ve etik değerlerin analizleri için toplumun her katmanından insanı barındıran bir mutfak haline gelmiş olması sosyolojik tahliller için görmezden gelinemeyecek bir realite haline gelmiştir. Öyle ki magazin ve haber bültenlerinden birçok bilimsel çalışmanın yapıldığı anket çalışmalarına kadar geniş bir yelpazede yapılan faaliyetler için bu mecra kullanılmaktadır. Bu mecranın belki de en önemli tarafı gazete veya haber portallarından bile olsa okuma alışkanlığı ve olaylardan haberdar olma oranın yükseliyor olduğunu söyleyebiliriz. (İdefix’in yaptığı bir araştırmaya göre E-Kitap okuma oranı her yıl dört katı kadar artıyor olması dijital ve sanal ortamların önemini vurgulamaktadır). Sosyal medyanın saymakla bitiremeyeceğimiz gerçekliğini görmemek anakronik bir yaklaşım olur.

10 Görüntüleme

2 Yorum

Yorum Yazın