Uyanış

Vicdanı rahatlamış bir şekilde kafeden ayrıldı. Vicdanı rahatlamıştı, çünkü kendisiyle yüzleşmişti. En büyük günahı kendisine yaptığı bu eziyetti. Bir insanı öldürmüştü. Kendisini…

Yeni bir hayatı düşünerek evine ulaştı. Kapının kilidini açıp içeri girerken, aitlik duygusunu ve bunun verdiği güveni, huzuru düşündü. İçinde eylemsizliğin verdiği sorumsuzluk ve riske girmeden daha uzun hayatta kalabilme, ama bitkisel bir hayatta ve eyleme geçerek aldığı her nefesin bedelini ödeyerek ama tüm benliğinin kontrolünü alarak gerçek bir yaşam savaşı vardı. Her ikisinin sonu er ya da geç ölümdü. Ve ölüm  tek bir andı. O sen nefesin verildiği an. Ve o sen nefeste zihinden kayan anılar silsilesi.

Biraz cesarete ihtiyacı vardı. Birkaç arkadaşını aradı. Daha önce de bu konularla ilgili konuşurdu. Ama bu sefer farklıydı. Arkadaşlarından her zaman duyduğu bahaneleri dinledi. Yeniden doğmanın, yeni yerler keşfetmenin sanıldığı kadar pahalı olmadığını anlatmaya çalıştı. Arkadaşlarının zihinleri parmaklıkları paradan olan bir zindandaydı. Körler ülkesinde yaşıyordu ve kimse görenin halini anlayamıyordu. Boğulduğunu hissetti. Arkadaşının lafını yarıda keserek çıkması gerektiğini söyledi. Evinin kapısından son kez çıktığında artık yeni bir dünyaya geçiş yapmıştı. Yeni bir rüyaya uyanmıştı.

Uyanış
Buşra Erimli
91 Görüntüleme

Yorum Yazın